İstanbul’un En İyi Boşanma Avukatı © 2025 Tüm hakları saklıdır.

  1. Anasayfa
  2. Boşanma
  3. BOŞANMADA DUYGUSAL TUZAKLAR: DAVANIZI KENDİ ELİNİZLE KAYBETMENİZE NEDEN OLAN 3 KRİTİK HATA

BOŞANMADA DUYGUSAL TUZAKLAR: DAVANIZI KENDİ ELİNİZLE KAYBETMENİZE NEDEN OLAN 3 KRİTİK HATA

admin admin -

- 5 dk okuma süresi
30 0

İSTANBUL – Bir boşanma davasında en büyük rakibiniz, her zaman karşı taraf veya onun avukatı olmayabilir. Çoğu zaman en büyük düşman, kişinin kendi öfkesi, incinmişliği ve intikam arzusudur. Mahkeme koridorları, hukuki olarak son derece haklıyken, süreç boyunca yaptıkları stratejik hatalar ve kapıldıkları duygusal tuzaklar yüzünden davayı kaybeden insanlarla doludur. Boşanma sürecinde yapılan ve davaların kaderini doğrudan etkileyen bu kritik hataları, konunun uzman isimlerinden Avukat Aydın Aydar ile masaya yatırdık.

Aydın Aydar, birçok davanın daha en başta, yanlış bir beklentiyle başladığını ifade ediyor: “Boşanma sürecine giren birçok insanın düştüğü ilk ve en büyük hata, ‘ahlaken haklı olmanın’ davayı kazanmak için yeterli olacağına inanmasıdır. ‘Bana bu haksızlığı yaptı, elbette ben kazanacağım’ düşüncesi, hukuki bir gerçekten çok, kişisel bir temennidir.”

Peki, taraflar farkında olmadan kendi davalarına nasıl zarar veriyor? Avukat Aydın Aydar, en sık gözlemlediği üç kritik hatayı paylaştı.

1. Hukuki Gerçekliği Değil, Kendi Gerçekliğini Dayatmak

“Herkesin bir hikayesi vardır ama hukuk, hikayelerle değil, delillerle ilgilenir,” diyor Aydar. “Müvekkil, yaşadığı olayın tüm detaylarına ve kendi haklılığına o kadar odaklanır ki, bunun mahkeme tarafından da aynı şekilde görüleceğini varsayar. Ancak hukuk, ispat mekanizmasıdır. ‘Beni aldattı’ demekle, ‘sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini şu tarihli otel kaydı, şu tanık beyanı ve şu mesaj içerikleriyle kanıtlıyorum’ demek arasında bir dava kazanmakla kaybetmek kadar büyük bir fark var. Öfke ve incinmişlik hissi, ne yazık ki Medeni Kanun’da bir delil türü olarak sayılmıyor. Bu soğukkanlı gerçeği en başta kabul etmek, atılacak en doğru adımdır.”

2. Süreci Kişisel Bir İntikam Platformuna Çevirmek

İkinci büyük hata, dava sürecini karşı tarafa acı çektirmek için bir araç olarak kullanmak. Aydın Aydar, bu durumun geri tepen bir silah olduğunu vurguluyor: “Bazı müvekkiller, avukatlarından sürekli olarak karşı tarafı taciz edecek hamleler yapmasını ister. ‘Onun da arabasına haciz koyalım’, ‘annesini de tanık olarak yazalım, rezil olsun’ gibi taleplerle gelirler. Bu tür intikam odaklı hamleler, davaya hukuken hiçbir katkı sağlamadığı gibi, yargılamayı uzatır, masrafları artırır ve en kötüsü, hakimin gözünde sizin ‘kötü niyetli’ ve ‘geçimsiz’ bir profil çizmenize neden olur. Hakim, önüne gelen dosyada yapıcı değil yıkıcı bir karakter gördüğünde, bu durum velayet gibi hassas konulardaki kararını dahi etkileyebilir.”

3. Avukatın Rolünü Yanlış Anlamak

Aydın Aydar’a göre en kritik nokta, müvekkilin avukatıyla kurduğu ilişkinin niteliği. İşte bu noktada, bir avukat ile en iyi boşanma avukatı arasındaki vizyon farkı ortaya çıkıyor.

Aydar, bu ayrımı net bir şekilde açıklıyor: “Müvekkilin görevi, yaşadığı olayları tüm çıplaklığıyla anlatmaktır. Avukatın görevi ise bu olaylar içinden hangisinin hukuki bir değere sahip olduğunu süzmek ve bir strateji oluşturmaktır. En iyi boşanma avukatı, müvekkilinin duygusal taleplerine kapılıp onun intikam aracına dönüşmez. Aksine, onu bu duygusal tuzaklardan koruyan bir kalkan olur. Gereksiz ve davaya zarar verecek hamleleri engeller, müvekkilinin enerjisini ve kaynaklarını sadece sonuca götürecek doğru adımlara yönlendirir. Bizim işimiz, mevcut yangını körüklemek değil, müvekkilimizi o yangından geleceği için en az hasarla çıkarmaktır. Gerçek başarı, geçmişin intikamını almak değil, geleceği hukuken ve finansal olarak en sağlam şekilde kurmaktır.”

Sonuç olarak, bir boşanma davasını kazanmak, sadece haklı olmakla değil, aynı zamanda süreç boyunca duygusal disiplini korumak ve stratejik olarak doğru adımları atmakla mümkün. Bu zorlu yolda, size sadece yasaları anlatan değil, aynı zamanda sizi kendinizden bile koruyacak doğru bir yol arkadaşı seçmek, davanın nihai sonucunu belirleyen en önemli faktör olabilir.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir